DR. KAMİL GÜLLER
Sevgi ve Bilgi Paylaşıldıkça Artar...

 

 

 

YÖRÜKLER

Tarımla uğraşmayan göçebe topluluklara  “Yörük” denir. Osmanlı imparatorluğu devrinde konar göçer aşiretler ile bu yaşayış tarzı hakkında "Cemaat" tabiri kullanılmaktadır.[1][1] Konar-göçerler, genellikle Osmanlı Devleti'nin kabul ettiği merkeziyetçi idare tarzına aykırı olarak kanunnamelerde "Yörük konar-göçer taifedir, karada ikametleri yoktur" hükmü ile tarif edilmiştir." Buna rağmen, belirli bir yaylak ve kışlak  mahalli gösterildiği de görülmektedir.[2][2]

Yörüklerin savaşlar esnasında görevleri, top çekmek, madenlerde mermi dökmek, kale duvarları yapmak veya tamir etmek, kale muhafızlığında bulunmak, donanmada çalışmak, kereste taşımak, savaşın olmadığı dönemlerde cami gibi  yapıların inşasında çalışmak idi.[3][3]

Yine defterlere göre, Konar-göçerler, eğer bir köy alanında hayvan otlatırlarsa, köyün sipahisine "resm-i kışlak" ve "resm-i otlak" ödeyeceklerdir. Ancak kışladıkları yerlerde tarımla uğraşırlarsa köyün sipahisine öşürlerinin yanısıra "resm-i zemin" de ödeyecek, fakat "resm-i kışlak" ödemeyeceklerdir. Ancak  her iki durumda da "resm-i otlak " ödenecektir.[4][4]  Yörükler, askeri taifesinden  sayıldığından vergilerini subaşınalarına verirlerdi. Eğer bir toprağa yerleşirlerse raaya sayılırlar, vergilerini diğer köylüler gibi vermeye başlarlardı[5][5].

Yörükler  Osmanlı   İmparatorluğu ordularında genellikle geri hizmetlerde kullanılırdı. 25 'i Yamak 5'i eşkinci olmak üzere 30 kişilik ocak şeklinde timara sahiptiler. Zaman  içinde bu Yörüklerden bir kısmı yerleşik hayata geçmiş eski yaşantılarını  terletmişlerdir. Bunlardan Sarıkeçililer ise hala eski yaşantılarını hemen hiç değiştirmeden devam ettirmektedir. Tüm yıl boyunca çadırlarda yaşayıp yayla ve kışlakta  keçi-koyun besleyen Yörükler, ısının yükselmesiyle sahilden yaylalara doğru göçmeye başlarlar. Bir günlük yürüme mesafesinde uygun yerlerde 2-3 gün konaklayarak yaylalara çıkarlar. Sonbaharda havaların soğumasıyla birlikte aynı şekilde sahile geri dönerler.

 

 

AŞİRETLERİN DAĞILIMI

Anadolu'da içtimai mevki sahibi, aşiretler üzerinde nüfuzlu beyleri, devlet Rumeli ye sürüyordu. Örneğin Murat ve oğlu Yıldırım Bayezid'in Saruhan (Manisa)  dan "göçerevler' den sürülmesi için "müteaddit emirler verdiklerini, bu sürgünlerin evvela Serez taraflarına ve Vardar ovasına yapılmış olduğunu ve bilhassa Filibe civarının tamamen göçer evlerle doldurulduğunu "Aşıkpaşazade, Oruç Bey ve Neşri tarihlerinde kaydediyor[6][6]

Saruhan elinin göçer halkı var idi. Menemen ovasında kışlarlar idi. Ol iklimde  duz yasağı var idi. Anlar ol yasağı kabul  etmezler idi. Bayezid Hana bildürdüler. Han dahi oğlu  Er Dunrula haber göndürdü  kim: O göçebe evlerine kadar kim vardur, öğet (onat) zabtedesin. Yarar kullarına ismarlayasin, Filibe yöresine gönderesin dedi. Er Dunrul dahi atasının sözini kabul etti. Şöyle kimne buyurmuş idi dahi ziyade etti, ol göçer evleri göndürdi. Geldi, Filibe yöresine kondurdılar. Şimdiki demde Saruhan Beğlü kim derler Rumeli'de, anlardur. Paşa Yeğit beg o kavmin ulusuydu. Ol zamanda onlarun ile  bile gelmiş idi.[7][7]

Musecalı Türkmenlerine  tabi ve sandıklı kazasında sakin olan Caber cemaatinin, meskun halkın lehlerindeki şehadeti dolayısıyla ve "Haremeyn reayasından olmak hasebile mukaddema sadır  olan emri şerif mucibince iskandan af ve iskan teklifi ile rencide" olunmamaları ferman ediyordu.[8][8]

Karakeçili  Aşiretinin "1259 yılında  bir kısmı Manisa ve Hudavendigar vilayetlerile diğer sakin oldukları yerlerde parakende olarak iskan ve bazı teklifat ile birlikte asker, öşür alınmıştır. Diğer kısımları da 1283 yılında Ahmet Vefik Paşanın müfettişliği sırasında Balıkesir'den ayrılmışlar ve bulundukları kazalara ilhak edilerek beylik unvanları kaldırılmış, diğer halk gibi muameleye tabi tutulmuşlardır.[9][9]

Aynı aşiretin bir kolu Çukurova'ya iskan oluyor. Bunu İmren Köyü muhtarlığına dahil, Çanlıkilise-Faikiye köyü-mevkiinde 1882'de iskan edilmiş olan Karatekeli Aşiretinden ihtiyar Ahmet Ali Gevik anlatıyor."Dedelerimiz Aydın taraflarında, Bozdağ yaylarında otururlarmış, onun içe bize Aydınlı derler. Evveli Şam, ahiri Şam, dedikleri laf vardır, dedemizde Aydın ilinden kalkmış, Çukurova'ya gelmiş, ama  buralarda da barınamamış Şam'a gitmişler. Şam'ın kıyılarında yerleşmişler; lakin orada büyük bir sel olmuş, perişan kalmışlar. Tekrar bu taraflara, Çukurova'ya gelmişler. Şam'da  kalan akrabalarımız da vardır. Biz Karatekeli aşiretinin Karnıkaralı mahallesinde 8 çadırız.1945 de yine bizim aşiretten 25 hane buraya gelip  yerleşmişler. Araziyi buraların sahibi olan eski beylerden ve hükümetten Milli emlakten satın aldık. Oturuyoruz. İste..[10][10]

Konya'nın Yunak kazasına bağlı Honamlı  köyü, Honamlı Aşiretinin iskanıyla 1949 senesinde kurulmuştur. Bu aşiret I. Dünya savaşından önce Aydın'da kışlıyorlardı.[11][11]

Diyarbekir havalisinde yaşayan Boz-ulus Türkmenleri, yaylak ve  kışlakları arasında mesafenin uzak ve arızalı olması sebebi ile, XVII: asır başlarından itibaren Anadolu ve Karaman eyaletlerine yaylak-kışlak için gelmeğe başlamışlardır. Bunlardan Karaman, Ankara, Aydın, ve Kütahya bölgelerinde yaşayanlar, bulundukları yerlerin adları ile ayıt edilmekte olup, Aydın'dakiler mukataaya bağlanmışlardır.[12][12]

 

1702 yılında, konar-göçer Yeni-İl Türkmenlerine tabi Caber, Baalbekli, Çakallı vesair cemaatler, Sandıklu, Uşak, Eşme, Mendehor, Alaşehir ve Şuhud kazaları köylerine gelerek reayaya çeşitli zararlar vermişlerdir. Bunun üzerine Aydın ve Saruhan muhassılı olan ve eşkıya def'ine memur edilen Nasuh Paşa'dan, bunların bu bölgelerden kaldırılarak eski mahallerine nakletmesi için emir gönderilmiştir.[13][13].(Bkz.Hrt-7)

 

Bazı aşiretler 1720 yılında Alaşehir ile Ilgın arasında bulunan ve bir kasaba şeklinde yeniden inşa olunan Arkıd Hanı'na[14][14] yerleştirme yapılmıştır.(Bkz-5)

 

Karahisar-ı Sahih kazası naibi Mevlana Mustafa, Türkmen Cemaatlerinden Keferli'ye tabi Koca-Bey, Kara Cafer ve Halil adlı kethüdaların 400 kadar evleri ile, yine Beylikli, Kuşçular, Caber, Çakal, Urumcalu ve Sermayelü cemaatlerinden 1500 kadar hanenin,  Sandıklu Kasabası civarındaki köylere hasat zamanı  yaptıkları baskınlardan dolayı buralardan kaldırılarak münasip bir yere yerleştirilmesi için emir gönderilmiştir.[15][15]

 

Bozulus Türkmenlerinden olup Aydın bölgesinde sakin olan Mihmadlu, aksudlu ve Gaffarlu cemaatleri Bolvadin yakınlarındaki Karaca_ören köyüne, diğer Mihmadlu cemaatinin yüz hanedan fazla bir kısmı ise Ayne-ekreli ve Otan adlı köylere, Kermih, Çökelek ve Kuşdoğğanlı cemaatleri 200  kadar haneleri ile  Seyidgazi ile Eskişehir arasında Dudcu_paşa mezarı yakınında iskan olmuşlardır.[16][16]

 

Eski Manisa Mahkeme-i Şer’iyye defterlerinin  arasında Kula, Demirci ve Alaşehir’e ait  olanlar vardır.[17][17]

 

16.asrın ikinci yarısında Milas civarında sakin olan Saruhaniler aşiretine, 17. Asır başında Manisa’nın Toyyusuflu köyü civarında rastlanmasıdır.(Sicil defteri; sayı:5sayfa;333 ve sayı 26, sayfa 90)[18][18]

 

Derzi  Haliller  cemaatine  Karasili ve Yaycılar civarında, aynı zamanda  rastlanmaktadır. Ayrıca Danişmendlu Türkmeninin Aydın ve Saruhan Livalarında aynı zamanda olduğunu görüyoruz. Bugün bu aşiret, Aydın civarında yerleşmiştir ve kurdukları köye de Danişmend adı verilmektedir.[19][19]

  

Tekeli cemaatinin 17. Asır başlarında Manisa’nın Karaoğlanlı köyü yanında oba kurduğunu(Defter;25, s.99) öğrendiğimiz gibi, aynı isimdeki diğer bir yürük aşiretinin de, bugün Aydın çevresinde bulunduğunu tespit etmekteyiz.[20][20]

  

Faruk Sümer'in yayımladığı bir haritaya göre[21][21] Saruhan Sancağında yürükler kuzey-doğu sınır bölgesinde toplu bir halde yaşıyorlardı. Bunlar, hayvancılıkla geçinirken zamanla tarım hayatını öğrenmiş ve köylere yerleşmiştir.

   

Afyon ve Kayseri  civarına kadar uzanan saha içinde , Turgud,   Eski­-il  ve Bayburd olmak üzere üç idari bölgeye ayrılmış olan  At-çeken ulusu yurd tutmuştur Bunlardan bir kısmı İç-il Yörüklerine, bir kısmı ise Ramazanlı-ili 'ne mensupturlar[22][22]

İstanbul'da Başbakanlık Arşivi'nde Saruhan Sancağı içine alan Tahrir Defterleri olarak tasnif edilmiş  14 defterden[23][23] dokuz tanesi, tımarlı sipahi ile piyadelere ait yoklama defterleridir. 16.yy da, Manisa, Menemen, Foçalar, Güzelhisar, Gördös, Nif, Ilıca, Adala, Mendehorya (Tarhaniyat), Demirci, Kayacık, Akhisar, ve Gördük olmak üzere, 13 kazadan oluşmakta idi.[24][24](Bkz-Hrt-7)

Saruhan ile  Karesi Sancağının sınırını belirleyen Yurtdağında(Yuntdağı) Padişahın hassı olarak özel bir düzene bağlanmış ve "Elliciyan-ı  Yunddağı" adını taşıyan kimselerin yaşadığını söylemiştik."Elliciler",  F. Sümer'e göre, yürüklerden bir oymağın adıdır.[25][25].Cengiz Orhunlu' ya göre de bunlar da yürüklerdendir.[26][26]. Elliciler Osmanlı askeri teşkilat  içinde azep,yaya ve müsellem gibi askerlerden  olduğu belirtilmiştir. Sonradan, Kapıkulu teşkilatının gelişmesi ile, öteki askerler gibi bunlarda tarihe karışmıştır. 17.yy dan sonraki dönemlere ait kaynaklarda, bu göçebelerin yerleşik hayata geçtiklerini görüyoruz.[27][27]

Anadolu Selçuki Hükümdarlarından Alaeddin Keykubad, gelen Türkmen gruplarından  Karaman aşiretini Ermenak ve İçel  taraflarına iskan ettirmişti. Bu aşireti teşkil neden Türkmenler  Oğuzların Salur boyundandı.[28][28]  Salur boyunun Manisa dolaylarına kadar gelmesi konusunda bir takım izler görüyoruz. 16. asırda Manisa’nın  Yengi nahiyesine bağlı olduğu anlaşılan ve bugün Nif(Kemalpaşa) kazasının bir köyü olan Parsa’da, Şeyh Salur’un meşhur zaviyesi, Türkmenlerin eserlerindedir.[29][29]

Bazı köyler depremden ötürü ortadan kalkmış Demircinin Kepez Köyü gibi şimdiki Kuzuköyünü örnek verebiliriz.[30][30]

   

 Saruhan bey muhtemelen Harzemli  bir komutanın torunudur. Moğol istilası üzerine Harzem’ den batıya göçerek Anadolu Selçukluların hizmetine girmişti[31][31]  Bugün Alaşehir’in başında “Horzum” kelimesi bulunan dört köyü vardır. Horzum Alayaka, Horzum Embelli, Horzum Sazdere, Horzum Keserler. Gene bugün Aydın’da Bozdoğan’ın Yaykın çiftliğinde Horzum aşireti,  bu konuda bir delil teşkil edebilir.[32][32] 16. Asır sicil defterlerine göre o zaman Alaşehir Kadılığı sınırı içinde bulunan “Horasan” köyünü de düşünebiliriz.(Bkz.Hrt-5)

 

Horzum” sözcüğü  Harizm'den gelen Türk” anlamındadır. Horzum aşireti, Oğuzların 24 boyundan birisi olan Beydilli boyuna bağlı bir oymaktır.[33][33] Harizm bölgesi, Aral gölünün güneyinde, Amuderya nehrinin batısında kalır. XIII.yüzyılın ikinci yarısında Büyük Selçuklu Devleti Sultanı, Alparslan’ın ordu kumandanlarından Afşin Bey’in komutası altında K. Maraş, Kozan, Niğde, Sivas ve Kayseri dolaylarına gelen 2000 çadırlık kalabalık bir Horzum gurubu daha sonra batıya doğru ilerleyerek Honaz’ı fethedip, Denizli bölgesine kadar geldiler. “Denizli Türkmenleri” denilen bu büyük topluluk içinde  Kayı, Afşar, Yüreğil, Dodurga, Yazır boyları ile Horzum, Barza, Kızılca-Yalınç, Kızılca Keçili, Sarı tekeli gibi oymak ve obalar da bulunuyordu. Horzum oymağından küçük bir grup daha sonraki tarihlerde  Mersin dolaylarına göçerek yerleştiler. Burada, yerleşik bulunan 20 çadırlık küçük bir Horzum obası yazın Aladağ, Minastepe, Binboğa, Çobankaya, Baş yayla ve Diş döken pınarı yaylalarına çıkarlar, kışın   Çukurova’da kalırlardı.. Bu obanın bir bölüğünün de 1900 yılı başlarında Alaşehir yöresinden o civara göçtükleri bilinmektedir[34][34]

Saruhan Bölgesinde Yundağında oturan Yürüklere Yund Dağı Ellicileri denildiğini biliyoruz. Bunlar kendilerine Koçellicileri adını veriyorlardı. Bunlar sahip oldukları özel imtiyazdan ötürü Bilecik madeninde top yuvarlağı dökme hizmetinden sorumlu  olmadıklarını    öğreniyoruz.[35][35]Bundan başka yürüklerin tuz vergisine tabi olduklarını  görüyoruz.(Vesika 41)[36][36]

Murat zamanında, Saruhan ilinden bir kısım konar göçer halk Balkan yarımadasına nakledilerek, Siroz (Serez) çevresine yerleştirildi(Hicri 787 ve miladi 1385.[37][37] Yıldırım Beyazıt zamanında ise,  oğlu Ertuğrul’ un yardımı ile bir kısım göçer halk Saruhan ilinde oturur, Menemen ovasında kışlarlardı. Bunlar tuz yasağı tanımadıklarından Padişahın emri ile  Rumeli, Filibe taraflarına yerleştirildiler.(Hicri 798 Miladi 1395)[38][38]Yeni gelen göçer grupları iskan hareketleri başladıklarında   belli bölgelere yerleştirildiler. Rakka civarına iskan edilen cemaatler buralarını beğenmeyerek memlekete dağılmaları, Aydın ve Saruhan Livalarına gelmeleri üzerine, yazılan emirler bunlara örnek teşkil eder.(Sicil Defteri;185, s.90-91)[39][39] Müslüman yürüklerin, eskiden beri Babailiğe ve Aleviliğe  meyil göstermelerinde eski  Türk dini Şamanizm’in etkisi büyüktür.[40][40]

 

Tablo-3.3. Manisa İlinde Bulunan Bazı Köyler ve Aşiretler[41][41]

 

Eski vesikalarda adı geçen bazı aşiretler

Manisa Vilayetinde bugün mevcut köyler[42][42]

Afşar Cemaati

 Afşar köyü (Alaşehir) Kurşunlu da Sancakları camide var

Bahadırlu  Cemaati

Bahadır Köyü (Alaşehir)

Bayramşeh Cemaati

Bayramşah(demirci), Bayramcılar (Manisa)

Çullu Cemaati

Çullu, Görece Çullu (Manisa)

Danışmendlu Cemaati

Danışmadlar(Demirci)

Hamitlu  Cemaati

Hamitli (Kırkağaç)

Keçilu Cemaati

Keçili (Manisa)

Kürkçü Tatarı Cemaati

Tatar (Yılmaz) Manisa, Tatar (Salihli)

Kaşıkçı Cemaati

  Kaşıkçı (Alaşehir) Eşme,Kula-Kavala (Davala)-Yurtbaşı

Kubaşlar Cemaati

Kubaşlar (Eskiden Yundağı köyü)

Karayahşi   Cemaati

Karayahşı (Salihli)

Menteşelu      Cemaatı

Menteşlu (eskiden vardı)

Örenler     Cemaati

Örencik (Manisa)

Öksüzler Cemaati

Öksüzler (Yunddağı)

Saraçlar Cemaati

Saraçlar (Kula) Borlu civarında var

Saruhaniler  Cemaati

Saruhanlı (Manisa)

Sakallular Cemaati

Sakallı (Manisa)

Tekelu      Cemaati

Tekeli (Manisa)

Timurcular  Cemaati

Demirci (Manisa)

Yağcılar    Cemaati

Yağcılar (Manisa), Selendi de var

 

Tablo-3.3.1.Hicri 1280  yıllarına ait  Sicil Defterlerine göre Aşiretlerin son iskanında dağılışları [43][43]

AŞİRETLER

AŞİRETİN ADI

OTURDUĞU YER VEYA BÖLGE

Abdal        Aşireti

Adala  Bölgesi

Akkocalı   Aşireti

Büyük Belen ve Gördük civarlarında

Alıcı         Aşireti

Sart civarında

Anamaslı  Aşireti

Borlu nahiyesinde

Tekeli       Aşireti

Palamut’ta Süleyman obası

Tahtacı   Aşireti

Yaykın(Akhisar) Ortapare  nahiyesi(Demirci),Borlu nahiyesi(Gördes)

Carık      Aşireti

Kula kazası

Çepni      Aşireti

İzzeddin köyü, Sakaraltı naam mahal ve ılıca nahiyesi, Belen’de   Sazobası,  Palamud nahiyesi

Çaparlı   Aşireti

Emlak’de(Emlakdere), Güzelhisar’ın Kilise köyünde (Menemen-  Güzelhisar), Kilimalanı mevkiinde, Sırtlanda

Çakal      Aşireti

Değirmenderesi (Belen), Gürle’de

Harbendeli Aşireti

Adala civarı, Eşme kazası

Doğacalı  Aşireti

Mihailli çiftliği (İshakçelebi), Belen

Derici       Aşireti

Mamaklı, Uzunhasanlı (Yunddağı), Beydere, Yağcılar, Sarınasuhlar(Yunddağı), Menemen Güzelhisar’ı, Çamlıca(yundağı)

Dosuz Arablı Aşireti

Nif(Kemalpaşa) civarı

Sancaklı  Aşireti

Karaoğlanlı Çobanisa, İğdecik, Bozköy (Palamut), Nif(kemalpaşa) Civarı

Sepetçi     Aşireti

Eski Emlak  nahiyesi

Sivrikülah Tahtaı Aşireti

Belen civarı

Siyah Kozan Aşireti

Selendi nahiyesi, Kula

Şıhlu         Aşireti

Borlu nahiyesi

Sarılar       Aşireti

Parsa (Nif-Kemalpaşa)

Araplı       Aşireti

Mendahorya (Salihli), Ilıca, Musacalı Köyü

Kobak       Aşireti

Recebli (Yundağı), Sarıçam

Karayahşi    Aşireti

Sart, değirmendere, Kızkayası

Karayağcı    Aşireti

Belen, Arabacıboz, Selendi, Durasılı, Türkmen, Çekeler deresi(Yunddağı), Halitli, Eğri, Kalabak.

Kacar        Aşireti

Manisa çevresi

Kalabak    Aşireti

Demirci Kazası

Karatekeli   Aşireti

Salihli  Kazası

Karasığıralcısı Aşireti

Sart(Salihli) civarı

Kızılkeçilü   Aşireti

Selendi(Kula)

Kuşçu     Aşireti

Hacıhaliller çiftliği, Arpalı(Yunddağı)

Kığan  Aşireti

Yenice köy yanında (Yunddağı), Belen, Karasılı(Yunddağı)

Gündüz    Aşireti

Akhisar, Gölmarmara

Gündüşlü   Aşireti

Belen  civarında

Kürtler      Aşireti

Yenice Foça

Musalar     Aşireti

Koldere çiftliği(Manisa)

Musacalı    Aşireti

Yenice civarında

Ozancı      Aşireti

Belen nahiyesi

Ozancalı    Aşireti

Gölmarmara  civarı

 

 

 

 

Tablo-3.3.2.Saruhanoğulları ile ilgili olarak bölgede sık sık adı geçen  Yürük,Türkmen, aşiret, mukataaların bilinmesi gerektiğinden, şer’iye kayıtlarında rastlanan bilgiler  aşağıda gibidir.[44][44]

 

A–TÜRKMENLER

B-YÜRÜKLER

D- CEMAAT VE OBALAR

Avunduk   Türkmanı

Düğün Eri yürükleri

Bozguş Tayfası

KaraYahşı Türkmanı

Karaca Koyunlu yürükleri

Kulcan tayfası

Gök Musa Türkmanı

Otamışlar Yürükleri

Kara Keçilu Cemaati

Timur Fakihler Türkmanı

Elhaç Mehmed Yürükleri

Haydar Cemaati

Balcı Türkmanı

Elhaç Turgud Yürükleri

Karayağmurluklu cemaati

Boz Ulus  Türkmanı

Yürükanı Musıl

Karamanlı cemaati

Yeni il Türkmanı

Yürükanı  Kara Yaycı

Kıl çeken cemaati

Türkme Halil Danişmendlu Türkmanı

Yürükanı Eldelik

Tabanlı cemaati

Türkmanı Gürgür

Yürükanı Horzum  Barze

Kara yaycı cemaati

Türkmanı Bektaşlü

Yürükanı  Kızıl Keçili

Boz koyunlu cemaati

Türkmanı Günüzlü

Yürükanı  Şemari

Cemaati Öksüzler

Türkmanı Kargın

Yürükanı    Timurcu

Cemaati Çungara

Dabanlı Türkmanı

Yürükanı  Kayı

Cemaati Saru hanlu

 

Söğüt Yürükleri

Cemaati Saruhaniler

C-AŞİRETLER

Yürükanı  Yeni-il

Tatarlar Cemaati

Sarılar Aşireti

Yürükanı Iğirdir

Cemaati Çullıyan

Çepni Aşireti

Yürükanı  Kara Yağcı

Cemaati  Seydi Ahmedli

Karaca Arablu Aşireti

Yürükanı Çobanhanlar

Cemaati Dürzü Halil

Arablu aşireti

Saruhan Koyun Eri Yürükleri

Cemaati Okcular

Acur aşireti

Yürükanı Başıbüyük

Cemaati Aydınlar

Kapagunlu  Aşireti

Yürükanı  Çepni

Cemaati Adil

Mucur Afşarı  Aşireti

Yürükanı Akkoyunlu

Cemaati Şehidlu

Şeref Bağırganlu Aşireti

Yürükanı Sarı Keçilü

Cemaati  Tekeli

Kara Yağcı  Aşireti

Yürükanı  Sarı Çamlu

İmanlu Afşarı Cemaati

Hacı Bedir Aşireti

Yürükanı Derebaşı

Tatar İlyaslar Cemaati

Derici Aşireti

Turgud Cemaati dimekle  Maruf yürükler

Dokuz  Cemaati

 

Yürükanı  Karayahşi

Bayramşe  Cemaati

 

Yürükanı  Gök Musa

İsacalar  Cemaati

 

Yürükanı  Ökcüler

Beğlu Aşireti

 

Yürükanı  Karayağcı

Kara Yunus Cemaati

 

Yürükanı Fıgan

Ali Ağa Cemaati

 

Yürükanı Karacalar

Yar  Hasanlar Cemaati

 

 

Hüccac Cemaati

 

 

Haci Veli Cemaati

 

 

Kündeşli Cemaati

 

 

Derici Cemaati

 

 

Kırın Cemaati

 

 

Köleler Cemaati

 

 

Kara Osman Obası

 

 

Kara Hasan Obası

 

 

Süleyman Obası

 

 

Karayahşili Obası

 

 

Berekatlu Obası

 

 

Baba Gürgür Obası

 

 

Gündüzoğlu Obası

 

 

Dürzü Haliller Obası

 

 

Seydi Obası

 

 

Adil Obası

 

 

 

 

 

Hicri 1020 tarihli bir sicilde(defter 31, s.211) Manisa yöresinde bir çok köylerin 17.  asırda ortaya çıkan celali isyanları yüzünden terk edildiği ve ortadan kalktığı ifade olunmaktadır.  Fakat bu isyanların sebepleri, "celali vakası" ile aynı değildir. Bunlar devletin iktidarsızlığı ve bazı sebeplerden ötürü ortadan kalkmıştır.[45][45]Devlet  asker kaçakları ile birleşen eşkıyanın ortadan kaldırılabilmesi için aşiret kuvvetlerine başvurdu.[46][46]

1530 tarihli icmal defterlerinde, Lazıkkıyye kazası bünyesinde 24 cemaat belirlenmiştir. Uşak-Alaşehir arasındaki bölgede yaylak ve kışlakları bulunmakta idi.[47][47]Aydos nahiyesi ve  Buldan ve Güney ilçelerinin bulunduğu Kaş-Yenice nahiyesi  Kayı Oymağına bağlı Kayı Yörüklerinin  yaygın olarak bulundukları yerlerdir. Kayıların diğer  grupları Konya, Isparta, Muğla, Manisa, Afyon, Ankara bölgelerine yayılmışlardır.[48][48]  Bölgedeki Kayı  Boyu  Yörük nüfuslarını şu şekilde sıralayabiliriz:[49][49]

 

Azizler Köyü (Günümüzde Uşak, Sivaslı’ya bağlı) 55 kişi

 Sarımahmutlu Köyü (Aydaz’a  bağlı olarak anılmıştır) 160 kişi

Baharlar köyü 17 kişi

 Bahadırlı Köyü 6 kişi

 Şeyhlu (Günümüzde Kula’ya bağlı Şeyhlu Köyü olabilir) da oturan İshaklar yörükleri 53 kişi

 Şeyhdavutlu Köyü cemaatından 6 kişi

Cema’at-i Yörükan-ı  Kayı, 1520 tarihli defterde, 37 bölük halinde kaydedilmiştir. Tablodan anlaşılacağı üzere 798 hane  mevcut, bunu  yaklaşık olarak 5 ile çarptığımızda, nüfuslarını 4219 kişiden ibaret olduğunu görürüz.(bkz.tablo-3.3.3). Aydos Bucak merkezinde 60 hane, 30 bekar bulunuyordu Köyleri ise; Bahadırlu (Bahadırlı-Sarıgöl), Baharlar(Baharlar-Sarıgöl), Çölmekçi, Doğanhisarı, Donuzpınarı, Dumanlu, Gökçetaş, Kilisebükü , Güllü, Sarımahmutlu.

 XVI. yy dan itibaren Denizli ve civarında bulunan aşiretler arasında, Saçıkaralı, Kızılkeçili, Danişmendlü, Kozanlu, Mahmudlu, Mihmadlu; cemaatlerden ise Ahmedlü, Balıklu, Beglü, Bekirler, Burhanlu, Caber, Kayı gibi gruplardan bahsedilmektedir.[50][50]

  

Tablo-3.3.3 1520 Tarihli TD-49 a göre Lazıkkıyye Kazası’nda bulunan “Cema’at-i Yörükan-ı Kayı

  

 

Tablo-3.3.4 1530 Tarihli TD-438’e göre Lazıkkıyye Kazası’nda bulunan “Cema’at-i Yörükan-ı Kayı

 

  

      1530 yılındaki sayımlarda nüfusları 1343 haneye ulaşmakta buda yaklaşık olarak 5929 kişi olarak düşünebiiliriz., saru-Mihmadlu (bugün sarımahmutlu köyü vardır)ve Karaca-Ömerlü Kayıları önemli gruplardır.[51][51]

 

 

Tablo-3.3.5 1571 Tarihli TD-47’e göre Lazıkkıyye Kazası’nda bulunan “Cema’at-i Yörükan-ı Kayı

 

 



[1][1]İbrahim, Gökçen;  "Saruhan'da Yörük Türkmenler", Manisa Halkevi yay.,s.9

[2][2]Yusuf, Halaçoğlu; "XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti  ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu,s.14.

[3][3]Ahmet, Refik;  Ahmet;”Anadolu Türk Aşiretleri”, s.VI

[4][4]Ö.L. Barkın; "Kanunlar", Aydın Sancağı, s.12

[5][5] Ahmet, Refik, Anadolu ve Rumeli Yörükleri, VI,VI.

[6][6] Ö.L. Barkın; "Osmanlı İmparatorluğunda Bir İskan ve Kolonizasyon Metodu olarak Sürgünler",İktisat Fak. Mec.XIII

[7][7] "Aşıkpaşazade Tarihi", adsız neşri, s.141.

[8][8] Ahmet, Refik; " Aşiretlerin  Yerleştirilmesi", s.190-191,ves.225

[9][9] Kamil, Su;   " Karakeçili  Aşireti”, Tahir Bey mat. 13.s.69.

[10][10]Naci, Kum; "Türkmen, Yürük ve Tahtacı", Folklor Araştırmaları, sayı:5,1949

[11][11]Mehmet, Eröz; "Türk Köy Sosyolojisi  Meseleleri ve Yörük-Türkmen Köyleri", s.25

[12][12] 1110 tarihli Boz-ulus Türkmenleri defteri,KK,nu.2311,s.51. Boz-ulus'tan bazı grupların Rodos, İstanköy gibi adalara gittikleri, bilhassa birkaç hanenin Kuşadası'nda evler yaparak yerleştikleri belirtilebilir.Ayrıca bknz, X.de  Planhol,Les  Fondements geographiques de l' Histoire de l'Islam, Paris,1968,s.238

[13][13]Yusuf, Halaçoğlu; "XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti  ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu,s.48

[14][14]Yusuf, Halaçoğlu; "XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti  ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu,s.40

[15][15]Yusuf , Halaçoğlu; "XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti  ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu,s.48

[16][16]Yusuf; Halaçoğlu,  "XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun İskan Siyaseti  ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Türk Tarih Kurumu,s.47

[17][17]İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.1

[18][18]İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.1

[19][19] Hikmet, Şölen;”Aydın ili ve Yürükler”,s.16 ve sicil defteri;28 s.335

[20][20]  Hikmet, Şölen, ”Aydın ili ve Yürükler”,s.12 ve sicil defteri;28 s.335

[21][21]Faruk, Sümer; "Oğuzlar",Ankara,1967

[22][22] Faruk, Sümer;  "Türk Aşiretlerine Umumi Bir  Bakış",s.515

[23][23] Yuzo, Nagata; "16.yy'da Manisa Köyleri, 1531 Tarihli  Saruhan Sancağına Ait Bir Tahrir Defterini İnceleme Denemesi;",Edebiyat Fak. Bas.,İst.,1979.,s.732,(Başbakanlık Arşivi'ndeki Saruhan sancağının içine alan Tahrir defterlerinin numaraları şunlardır. No:48,72,165,166,239,398,568,600,683,700,841,893.)

[24][24] Yuzo, Nagata;  "16.yy'da Manisa Köyleri, 1531 Tarihli  Saruhan Sancağına Ait Bir Tahrir Defterini İnceleme Denemesi;",Edebiyat Fak. Bas.,İst.,1979.,s.733

[25][25]  Faruk, Sümer "Oğuzlar",Ankara,1967,s.179.

[26][26]  C. Orhonlu; "Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretleri İskan Teşebbüsü, İstanbul,1963, s.17

[27][27] Ö.L. Barkan,"XV  ve XVI. Asırlarda Osmanlı İmparatorluğunda ziraat Ekonominin Hukuki ve Mali Esasları,C.

[28][28]  İsmail Hakkı, Uzunçarşılıoğlu;  “Anadolu Beylikleri”,Önsöz,s.3

[29][29] Manisa Şer’iyye Sicilleri Defteri,15.s:194, Yengi nahiyesi zamanında Turgutlu çevresinde yer alıyordu. Bugün bu nahiye mevcut değil.

[30][30]  Çağatay, Uluçay " XVII. Asırda Saruhan'da eşkıyalık ve halk hareketleri", İstanbul, 1944, s31.

[31][31]  İsmail Hakkı, Uzunçarşılıoğlu; “Anadolu Beylikleri”,s.31.

[32][32] Hikmet, Şölen; ”Aydın ili ve Yürükler”,s.17

[33][33] Mehmet Gökçe-Gökçeler, Bilâl Ofset tesisleri.1996-Denizli,ayrıca bkz.Yılmaz Öztuna-Devletler ve Hanedanlar, C.1,2,3, Kül. Bakanlığı yayını, 1225/188 .

[34][34]A.Rıza Yalkın (Yalman)- Cenupta Türkmen Oymakları C.1-2, Milli Eğitim Basımevi. Ankara.1977, İstanbul.

[35][35]İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.19

[36][36]İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.19

[37][37] Aşıkpaşazade Tarihi,s.61.

[38][38] Aşıkpaşazade Tarihi,s.61.

[39][39] İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.21

[40][40] İbrahim, Gökçen;  ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.21

[41][41] İbrahim, Gökçen;  ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.21

[42][42]İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.24

[43][43] İbrahim, Gökçen; ”16.ve 17. Asır Sicillerine göre Saruhan’da Yürük ve Türkmenler”, Marifet Basımevi, 1946,s.94

[44][44] Uluçay, Çağatay M.,”Saruhanoğulları ve  Eserlerine Dair Vesikalar(733H-1220H.), İstanbul,1940, Resimli Ay Matbaası, s.170

[45][45] Çağatay, Uluçay; " XVII. Asırda Saruhan'da eşkıyalık ve halk hareketleri", İstanbul, 1944, s.23.

[46][46] Çağatay, Uluçay; " XVII. Asırda Saruhan'da eşkıyalık ve halk hareketleri", İstanbul, 1944, s.27.

[47][47] Turan, Gökçe (2000). XVI. ve XVII yüzyıllarda Lazıkıyye (Denizli) Kazası. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. XIV.Dizi-Sayı 23: Türk Tarih Kurumu Basımevi.Ankara, s.291

[48][48] Faruk, Sümer, “Kayı”,İA.VI. S.460

[49][49] Liva-i Kütahya Defter-i Mufassal, H.978, Tapu ve Kadastro Genel Müd. Arşivi c.no: yeni:47,s:324,327a

[50][50] Cevdet, Türkay (1979)  Başbakanlık Arşiv Belgelerine göre, Osmanlı İmparatorluğu'nda Oymak, aşiret ve Cemaatler, s.73,91,107,110,115,120,184,,224,236,238,261,263,265,266,319,,500

[51][51]Gökçe, Turan (2000). XVI. ve XVII yüzyıllarda Lazıkıyye (Denizli) Kazası. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. XIV.Dizi-Sayı 23: Türk Tarih Kurumu Basımevi.Ankara, s.295